Turizm, Otel, Tatil, Seyahat ve bu konudaki tüm yatırımlarınız için, içtenlikle yardımcı olmak isterim.
Turizmde 2026 Beklentileri: Sektörel Özet
2026 yılı turizm beklentilerine, hem küresel hem de Türkiye ölçeğinde bazı belirsizlikler eşlik etse de sektöre genel olarak "temkinli bir iyimserlik" hakimdir. Sektör artık sadece hacimsel büyümeye değil; elde edilen değere, yani kişi başı harcamaya odaklanan bir "yeniden yapılanma" sürecine hazırlanmaktadır.
Gelir Hedefleri: Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında revize edilen 2026 yılı turizm geliri hedefi, 71,3 milyar dolardan yaklaşık 68,7 milyar dolar seviyesine çekilmiştir.
Hacimden Değere Geçiş: Sektörün ana gündemini yalnızca rekor turist sayılarına ulaşmak değil; kişi başı harcamalarda sürdürülebilir bir artış sağlamak ve talep esnekliğini doğru yönetmek oluşturacaktır.
Finansman Riski: Sektör profesyonelleri, 2026 ve sonrasında yaşanabilecek finansman erişim zorluklarını ve maliyetlerini en büyük tehditlerden biri olarak öngörmektedir.
Temkinli İyimserlik: Sektörü topyekûn motive edecek yeni bir "hikâye" arayışı sürse de turizmciler 2026 yılına temkinli ancak umutlu bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır.
Pazar Çeşitliliği: Riskleri dağıtmak adına pazarlama stratejileri çeşitlendirilmekte; örneğin İngiltere pazarında 4,5 milyon turist gibi spesifik ve güçlü hedefler üzerinde çalışılmaktadır.
Amaca Yönelik Tatiller: Sektör raporlarına da yansıdığı üzere, anlam arayışına dayalı "amaca yönelik" (purpose-driven) tatil anlayışının seyahat alışkanlıklarını yeniden tanımlaması beklenmektedir.
Teknolojinin Etkisi: Yapay zekâ destekli arama özellikleri ve asistanlar gibi teknolojik sıçramaların, başta konaklama sektörü olmak üzere tüm endüstriyi derinden etkileyeceği öngörülmektedir.
Yeni Destinasyonların Yükselişi: Tunus, Bulgaristan ve La Palma gibi alternatif destinasyonların popülaritesinin artacağı tahmin edilmektedir.
Zorlu Fiyat Rekabeti: Mısır gibi agresif fiyat politikası izleyen pazarların, özellikle Avrupa pazarından pay alma yarışında rekabet şartlarını zorlaştırmaya devam edeceği belirtilmektedir.
Özetle; 2026 yılı, fırsatların ve risklerin bir arada yürüdüğü, pazar çeşitliliğinin bir kalkan, finansal sürdürülebilirliğin ise sektör için en önemli ayakta kalma şartı olacağı kritik bir dönem olacaktır.
Bundan tam 97 yıl önce doğdun ve 97 yıldır vatanımızı koruyor kolluyor ve aydınlatıyorsun.
Doğarken de, büyürken de çok büyük sıkıntılar çektin… Yok etme girişimlerinin hiçbirine boyun eğmedin Hep yeniden doğdun ve tüm zorluklara rağmen yüce Türk milletinin kucağında bugünlere kadar geldin… Onu var eden, Atamıza ve sonrasında bugünlere gelmesine sebep olan tüm fedakar ve cefakar milletimize minnettarız. İyi ki doğdun, iyi ki bugünlerde de bizimlesin! Sensiz bir vatan bizim için hiçtir! . Çok yaşa ve hep yaşa Cumhuriyet!
Hepimizin en büyük bayramı kutlu olsun.
İçimdeki ÇEŞME …
Kimine göre alışkanlıktır Çeşme… Yaz mevsimini ilk tanıdığı o aylardan beri, aile büyüklerinin evlerinde, sonradan yenilenen yazlıklarda büyümek sıradandır onlar için. İzmir kadar memleketleridir onların, Çeşme ise İzmir kadar ev sahibidir yazlıkçılarına…
2007 yılında yılbaşı yazım
Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz. Bu son görüşmemizdir seninle. Yeni bir hayat başlayacak yeni yılla… Ona hoş geldin diyeceğiz ama sana güle güle bile demeyeceğiz. Unutmayacağız diyemiyoruz, çünkü gidenleri hep unuttuğumuz gibi seni de unutacağız. İşte vefasızlık budur. 365 gün 8760 saat, 525.600 dakika bize hizmet ettin ama biz söz veriyoruz yine de seni unutacağız. Seni hep hatırlayacağız diyenler olsa da aman ha inanma! Senden öncekilere de aynı sözü verdiler ama sözünde durmadılar. Seni mezar taşlarına gömdüler. Sen artık gittin. Bir daha dönmeyeceksin, dönemeyeceksin, çook istemiş olsan bile...
Şöyle bir araştırma yaptım. Geçen yıllarla ilgili ne şarkı sözünde, ne şiirlerde, ne Dünya sözlerinde, ne de köşe yazarlarının kaleminde güzel bir şeyler bulamadım. Bazıları hüzünlü, bazıları acıklı, bazıları ümitsiz, bazıları hoşnutsuz. Çoğu da kederli...
Büyük bir heyecanla başladığımız turizm ve tatil sezonu bitmek üzere... Hatta bu yazı
yayınlandığında bitmiş olacak. Yani Temmuz ayı başlarında başlaması gerekip de seçimler
nedeniyle geciken ve ancak 22–25 Temmuzlarda başlayabilen sezonumuz acısıyla tatlısıyla bitiverdi.
Marka olabilmek %100 çözüm...
Pek çok olumsuzluğu sırtlanan turizmimize oksijen vermek için son günlerde konuşulan ve yazılan alternatifler biraz moralimizi düzeltir gibi oldu. Turizm Yatırımcılar Derneğinin( TYD) 2006 yılı sonlarında Turizm Teşvik Kanununa eklenen ...
Son zamanlarda sıkça konuşulmasına rağmen az anlaşılan, henüz kültürümüze biraz uzak ama içimizden birisi olmaya aday, kapsamı geniş, Türkçe karşılığı ise suyla gelen iyilik & sağlık demektir SPA ...
Son yıllarda iç turizminin gözde merkezlerinden biri haline gelen, tatil için aranan tüm güzelliklere sahip Çeşme; özelikle İstanbul sosyetesini gönlünü fethederek Bodrum dan vazgeçirmiş, kendisine çekmiştir.
OSLO
Anne K.Jakasen bizde seni seviyoruz.
Birkaç Konu
Çeşme'de bazı konuları merak ediyorsak...
Onunla yaşamaya alışmak zorundayız!
Çok hoşuma giden bir başlık değil ama güncelliğini koruyan, gündemimizden düşmeyen ve yakın gelecekte de gündemimizin hep birinci sırasında yer alacak bir konuyu tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum...
Turizm’de eksiğimiz Marka olamamak
Bazı ülkelerin ve beldelerin adını duyunca aklımıza düşen ilk sıralamada turizm vardır. İspanya, İtalya, Paris, maldive, İsviçre belki Türkiye gibi. MSN yoluyla 10 ülke vatandaşından 10 kişiye 2 ‘ şer soru yönelttik...
Tatile niçin ihtiyaç duyarız...
Hayalinizdeki tatil nasıldır?
“Bireysellik “ toplumsal ve sosyal gelişimin önüne konmuş kocaman bir kayadır. Bu kayayı koyanlar bununla kalmazlar, o kayanın içinde ki mağaralarda yaşarlar...
Personel sorunu turizm sektörüne acı veriyor
Turizm sektörünün içinde bulunduğu bu büyük ve giderek derinleşen yaraya çok doğru bir noktadan, içeriden bir gözle parmak basmışsınız. Yazınızın o isyankâr ama bir o kadar da haklı ve tecrübe kokan ruhunu hiç bozmadan; noktalama, yazım ("de/da" ve "ki" bağlaçlarının ayrılması) ve akış hatalarını düzelterek köşe yazısı formatında toparladım:
Bu konuya atalarımızın bir sözüyle başlamak isterim: "Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir."
Yıllardır turizm sektöründe personel sorunu tartışılır, konuşulur, yazılır çizilir... Ancak maalesef, özellikle bu işin sorumluluğunu üstlenen kurumlarımız meseleye eylemden ziyade lafla yaklaştıkları için bir arpa boyu yol alınamamıştır. Hatta az da olsa yolunda giden sistemi de bozmuşlardır.
Bundan 10-15 yıl önce bulaşıkçı bulunamazdı; iyi ki varlarmış, sağ olsunlar, Bulgaristan göçmeni vatandaşlarımız imdadımıza yetişiyordu. Ardından "housekeeping" (kat hizmetleri) departmanında feryatlar koptu. Peşi sıra yiyecek-içecek (F&B) personelinde, resepsiyonda, teknik serviste ve nihayetinde tüm departmanlarda sıkıntılar baş göstermeye başladı. Oysa tüm bu sıkıntıların ayak sesleri 20 yıl öncesinden duyuluyor, tehlike göz göre göre geliyordu. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu sorun bile bile yok sayıldı, görmezden gelindi. Türkiye'nin göz bebeği olan bu devasa sektöre, son derece cılız tedbirler reva görüldü.
Gençlerimizi erken yaşlarda meslek sahibi yapmak yerine, ne yazık ki sahada hiçbir işe yaramayan bir üniversite eğitimini neredeyse zorunlu hale getirdik. Sokaktaki gençlerimizin %99’u üniversite mezunu ama neredeyse yarısından fazlasının belli bir mesleği yok. Mesleği olmadığı için de işi yok.
Sektörümüzdeki iş gücü sıkıntısı asla küçümsenmeyecek boyutlarda. Ancak devletteki yetkililerimiz hâlâ bize, "Bu kadar işsizlik var, nasıl işçi bulamıyorsunuz?" diye sorabiliyorlar. Hatta bir de ilavesi var; "Basın parayı, bulursunuz" diye akıl da veriyorlar.
Yani bu krizi yönetecek, sektörümüzün iş gücü sorununa çare üretecek yetkililer olaya hâlâ bu sığ mantıkla yaklaşıyorlar. Bizi henüz anlamış değiller. Z kuşağının özellikle hizmet sektöründe çalışmak istemediği gerçeğinin farkında değiller.
Bu konu birkaç satırla anlatılacak gibi değil; sorun tahmin edilenin çok ötesinde. Bu sıkıntı artık turizm yatırımcılarına, işletmecilere, genel müdürlere ve departman şeflerine ciddi anlamda acı vermeye başladı. Yıllarını sektöre vermiş pek çok arkadaşımız sırf bu sebeple meslekten kopmaya; birçok işletmeci de tesisini kapatmaya, kiraya vermeye veya turizm yatırımını rezidans projelerine dönüştürmeye başlamıştır.
Dileriz en kısa sürede yapısal bir çare bulunur ve yıllarımızı adadığımız bu güzel sektörümüzü, tüm değerleriyle yüzyıllar boyu yaşatmaya devam ederiz.
Yakup Demir