Turizm, Otel, Tatil, Seyahat ve bu konudaki tüm yatırımlarınız için, içtenlikle yardımcı olmak isterim.
Adı-Soyadı: Yakup Demir
Unvanı: Yönetim Kurulu Başkanı / Turizm Profesyoneli
Otel Adı: The D Hotel Çeşme
The D Hotel Çeşme, Ege’nin incisi Çeşme’de, misafirlerine rafine bir konaklama deneyimi sunmak üzere tasarlanmış ayrıcalıklı bir butik oteldir. Tesisimiz; 40 oda, 100 yatak kapasitesi, modern SPA merkezi ve açık havuzu ile hizmet vermektedir. Her bir detayı butik mimari anlayışla şekillendirilen otelimizde temel felsefemiz, konuklarımıza sadece bir konaklama değil, %100 misafir memnuniyeti odaklı, kişiselleştirilmiş bir yaşam alanı sunmaktır.
Çeyrek asrı aşkın bir süredir bu sektörün içinde yer alan bir turizm profesyoneli olarak, istihdam krizi konusunda yıllardır mücadele ettiğimizi, tabiri caizse feryat ettiğimizi belirtmek isterim. Maalesef bu kronik probleme hem devlet kanadı hem de sektörel dernekler ve sivil toplum kuruluşları uzun süre sessiz kaldı. Cılız ve yüzeysel tepkilerle geçiştirilen süreç, sektörü bugün geri dönülmesi zor bir uçurumun kenarına getirdi.
Şu an turizm sektörü personel bulma konusunda tam anlamıyla bir can çekişme süreci yaşıyor. Öyle ki, birçok yatırımcı sadece bu kriz nedeniyle küçülme kararı alıyor, hatta sektörden tamamen çekiliyor. Bugün geldiğimiz noktada "kalifiye personel" arayışını bir kenara bıraktık; temel operasyonları yürütebilecek, tabiri caizse eli bardak, bıçak veya süpürge tutabilen personel bulmak bile imkânsız hale gelmiştir. Kriz, kapıdaki en büyük operasyonel tehdittir.
Bahsettiğiniz maddeler arasında en kırılgan ve belirleyici olanı kesinlikle yeni neslin çalışma kültürüne ve sektöre olan ilgisizliğidir. Karşı karşıya olduğumuz bu durum artık yalnızca Türkiye’nin değil, küresel ölçekte tüm dünyanın ortak yapısal sorunudur. Yeni jenerasyon maalesef iş odaklı ya da üretim odaklı bir yaşam modelini benimsemiyor. Dünyadaki pek çok hükümet bu sosyolojik dönüşüme ve iş gücü kaybına siyasi/politik kaygılarla duyarsız kaldı ve kriz derinleşti.
Bu saatten sonra sihirli bir değnekle çözülecek bir durum yok. Mevcut tabloda günü kurtarmak adına "taşıma suyla değirmen döndürmeye" çalışıyor, yabancı personel istihdamıyla açığı kapatmaya gayret ediyoruz. Ancak bu noktada da bürokratik engeller ve çalışma izin süreçlerindeki katılık sektörü ciddi şekilde yoruyor.
Eğer radikal adımlar atılmazsa, önümüzde çok karanlık bir tablo var. Bu istihdam vizyonsuzluğu sadece turizmi değil; sanayiyi de tarımı da yani topyekûn üretimi yok etmeye başlamıştır. Konunun acilen bir devlet politikası haline getirilmesi ve TBMM çatısı altında tek bir kanunla değil, kapsamlı bir reform paketiyle ele alınması zorunludur.
Kısa vadede operasyon dikişlerimizin patlamaması adına uyguladığımız tek somut ve geçici çözüm yabancı personel istihdamı sağlamaktır. Ancak bu sürdürülebilir bir model değildir. Kalıcı, milli ve köklü çözümler için acilen şu adımların atılması gerektiğine inanıyor ve bu doğrultuda kulis yapıyoruz:
Mesleki Dönüşüm: Ülke genelindeki plansız üniversite sayısı azaltılmalı, buna karşın nitelikli meslek liseleri ve meslek yüksekokulları çoğaltılmalıdır.
Pratik Odaklı Eğitim: Turizm ve teknik eğitim programlarında teori azaltılmalı; eğitimin en az yarı yarıya uygulamalı (sahada) olması zorunlu hale getirilmelidir.
Mali Teşvikler: Sektörde emek veren personeli tutabilmek adına, çalışandan alınan gelir vergisi yükü tamamen kaldırılmalıdır.
Üretim Sorumluluğu: Keyfi olarak istihdam dışı kalmayı seçen ve üretime katkı sunmayan bireyler için de sosyal güvence ve sistem odağında belirli bedeller/yaptırımlar mekanizması geliştirilmelidir.
Devletimizin atması gereken en acil adım, eğitim politikalarını tamamen "uygulamalı ve saha odaklı" bir yapıya kavuşturmaktır. Ülkenin her köşesine işlevsiz üniversiteler açma politikasından derhal vazgeçilmelidir.
Atılacak en radikal ve yapıcı adım, mevcut bazı üniversite ve fakülteleri hızla bölgesel ihtiyaçlara uygun meslek okullarına ve turizm akademilerine dönüştürmektir. Gençleri diplomaya değil, mesleğe ve üretime yönlendirecek teşvik mekanizmaları kurulmadığı sürece, stratejik bir sektör olan turizmin geleceğini kurtarmamız mümkün olmayacaktır.