Turizm, Otel, Tatil, Seyahat ve bu konudaki tüm yatırımlarınız için, içtenlikle yardımcı olmak isterim.
İSVEÇ: Kuzeyin Soğuk Güzeli, Rengarenk Bir İsveç Masalı
İsveç; yüksek yaşam standartları, tıkır tıkır işleyen gelişmiş ekonomisi ve köklü demokratik yapısıyla doğanın insanlara tamamen ücretsiz olarak sunduğu rengarenk bir ülke.
Ben de St. Petersburg ve Finlandiya turumun tam ortasına bu anlamlı ülkeyi koydum. Finlandiya'dan Baltık Denizi üzerinden yaklaşık 16 saat süren büyüleyici bir feribot yolculuğunun ardından Stockholm'e vardım. Bu yolculuk her ne kadar takvimler baharı gösterse de oralara göre kışın neredeyse tam ortası idi. Feribottan indikten sonra otele ulaşıncaya kadar buz tutmuş kaldırımlarda yürüdük ve dondurucu bir öğle vakti otelimize giriş yaptık.
İçeri adım atar atmaz ilk işim, lobinin tam ortasında yükselen o ihtişamlı çinili sobanın başına gitmek oldu. Aslında bu soba sıradan bir dekor değil; İsveç şömine kültürünün en ikonik simgesi olan tarihi bir icat. 18. yüzyılda ülkede yaşanan odun kıtlığı üzerine bizzat kraliyet emriyle tasarlanan bu uzun borulu çinili soba, yıllarca İsveçlilerin hayatta kalma ve ısınma kaynağı olmuştur. İşin özünde, soba söndükten sonra dahi tam 24 saat boyunca sıcaklığını muhafaza edebiliyor.
İsveç, geniş bir coğrafyaya sahip. Kıyıları Baltık Denizi'ni neredeyse tamamen kucaklıyor; hem karadan hem de denizden sınırları son derece stratejik. Avrupa Birliği üyesi olmalarına rağmen Euro yerine İsveç Kronu kullanıyorlar. Bu sayede Avrupa'yı sarsan enflasyonist dalgalanmalardan büyük ölçüde uzak kalmayı başarıyorlar.
İsveç’in Gizli Kodları ve Şaşırtan Yaşam Pratikleri
Çöp İthal Eden Çevreci Güç: İsveç, atık yönetimi konusunda dünyada eşi benzeri olmayan bir noktada. Ülkedeki evsel atıkların %99'undan fazlası geri dönüştürülüyor. Hatta kendi atıkları yetmediği için dışarıdan çöp ithal ediyorlar.
Unvan ve Hiyerarşinin Çöküşü: İsveç'te müdüre, patrona, profesöre, hatta krala bile ilk ismiyle hitap edebilirsiniz.
480 Günlük Ebeveyn İzni: İsveç, çocuk sahibi olan ebeveynlere tam 480 gün ücretli izin hakkı tanır. Bu sürenin bir kısmı "sadece babalara" ayrılmıştır ve anneye devredilemez. İsveç sokaklarında bebek arabasıyla gezen çok sayıda “baba” görmek mümkün.
Şömine Lüks Değil, Standarttır: O hayran kaldığımız Kakelugn (çinili soba) veya şömine kültürü bir zenginlik göstergesi değil, zorlu iklimin getirdiği bir standarttır.
Nakit Paranın Geçmediği Toplum: İsveç neredeyse tamamen nakitsiz dolaşır. Kredi kartı veya mobil ödeme sistemleriniz olmadan bu ülkede bir kahve bile almanız mümkün değil.
Doğaya Özgürce Erişim Hakkı: Bu muazzam bir yasa! Doğa kimsenin tekelinde değildir. Çevreye zarar vermediğiniz sürece başkasına ait arazide bile yürüyüş yapabilir, kamp kurabilir; orman meyveleri ve mantar toplayabilir, hatta bunları satabilirsiniz.
Sıkı Alkol Politikası: Ülkede alkol hem oldukça pahalıdır hem de satışı devletin tekelindedir. Süpermarketlerde sadece alkol oranı %3.5'in altında olan hafif içkiler satılabilir. Daha yüksek oranlı alkollü ürünlerin satışı devlet kontrolünde yapılır.
Kısacası İsveçlilerin yaşam felsefesi, şu üç güçlü motto üzerine inşa edilmiştir:
"Ne eksik ne fazla: Hayat tam kararında." "Sadeleş, dengelen, yaşa." "Gösterişten uzak, kalitenin tam merkezinde."
Bir Turizmcinin Gözünden: Kaçırılmaması Gereken Rotalar
Başkent Stockholm'ün İncileri:
Gamla Stan (Eski Şehir): Renkli ahşap binaları ve tarihi mimarisiyle şehrin kalbinde yer alıyor. Dondurucu soğuğa rağmen yürüyüş yapmaktan büyük zevk aldık.
Vasa Müzesi: 1628 yılında daha ilk seferine çıktığı an sulara gömülen ve tam 333 yıl sonra deniz dibinden çıkarılan devasa bir savaş gemisi. Muhakkak ziyaret edilmeli.
Södermalm: Lokal halkın nasıl yaşadığını, İskandinav sokak kültürünü ve günlük hayatın ritmini en iyi gözlemleyebileceğimiz modern bir adres.
Hammarby Sjöstad: Sürdürülebilirliğin zirvesi. Geleceğin doğa ve insanla nasıl entegre olduğunu anlamak, hatta bu vizyonu hayal etmek için harika bir ekolojik mahalle.
Kuzey İsveç (Bir Sonraki Hedef):
Treehotel: Ben bu seyahatimde gidemedim ama bir turizm profesyoneli olarak bir sonraki rotamda muhakkak ilk sırada ziyaret edeceğim.
Göteborg ve Malmö Yolculuğu: Stockholm'de iki gece kaldıktan sonra Göteborg'da küçük bir mola verip güneye, Malmö’ye geçtik. Malmö yolunda konakladığımız dağ evi tek kelimeyle kusursuzdu ve bize tam bir İsveç köyü kültürünü yaşattı. Karlar içindeki o çadır ev konsepti, bahçeye nizamla dizilmiş odun duvarları ve içerideki şömine keyfi hafızamıza yer etti
Aslında İsveç demek; uçsuz bucaksız çam ormanları, binlerce buzul gölü, dondurucu soğuklar, mesafeli ama sempatik insanlar ve kış aylarında gökyüzünde görsel bir şölen sunan Kuzey Işıkları demektir. Doğanın bu eşsiz güzelliğini İsveç insanları adeta bir nakış gibi hayatlarına işlemiş. Sanki doğaya olan bu saygılı, zarif dokunuşu onlardan başka kimse bu kadar iyi yapamazmış gibi hissediyorsunuz. Yani, İsveçliler doğalarıyla muazzam şekilde bütünleşmişler.
Sınırları Ortadan Kaldıran Köprü: Öresund
Malmö deyince gözümün önüne doğrudan Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ı İsveç'e bağlayan, denizin üzerinden süzülen o devasa mühendislik harikası Öresund Köprüsü geliyor (dünyaca ünlü The Bridge dizisine ilham veren o meşhur köprü). Bu köprü sayesinde trenle dakikalar içinde bambaşka bir ülkeye geçince, insan içinden "Keşke dünyada hiç sınır olmasa" demeden edemiyor.
İsveç’in Kırmızı Çizgileri: "Aman Yapmayın" Listesi
Asla Övünmeyin: İşinizle, paranızla, markalarınızla veya statünüzle övünmek burada büyük bir kabalıktır. Meşhur Jantelagen felsefesine göre hiç kimse diğerinden daha özel veya üstün değildir. Gösteriş, en büyük görgüsüzlüktür.
Aman Ha, Trafik Kurallarını Esnetmeyin: O boş yollara aldanıp hız sınırlarını ihlal etmeyin! Trafik kuralları kesinlikle esnetilemez ve cezalar kişilerin gelir seviyesine göre kesildiği için oldukça can yakıcı boyutlara ulaşabilir.
Kişisel Mesafeyi İhlal Etmeyin: Özel alanlara (Personal Space) maksimum saygı gösterin. Otobüste, trende, kafede veya sırada beklerken diğer insanlarla aranızda muhakkak belirgin bir fiziksel mesafe bırakın.
Eve Ayakkabıyla Girmeyin: Olur da bir tanıdığınızın evine davet edilirseniz, kapıdan içeri adım atarken mutlaka ayakkabınızı çıkarın. İsveç'te eve ayakkabıyla girmek büyük bir saygısızlıktır.
Akdeniz Sıcaklığı Beklemeyin: İsveç insanları, bizim Akdeniz coğrafyası gibi samimiyetlerini pat diye masaya koymazlar. Size soğuk gelebilirler ancak mesafelerinin altında derin bir saygı ve hoşgörü vardır.
İsveç işte tam olarak böyle; serin, saygılı, kuralcı ama doğasıyla özgür bir ülke. Dilerim bu gözlemler ve gizli kodlar, yolu kuzeye düşecek herkesin işine yarar! Bir İsveç atasözü ile bu hafta da vedalaşıyoruz:
"Paylaşılan sevinç iki katına çıkar, paylaşılan acı yarıya iner."